google-site-verification=A87PosubcSTDO2a9r_X0e-JxuYINZDky1x0_DXmsMCc Erdoğan’ın Normalleşme Hamleleri: Strateji mi, İnanmışlık mı? - haberbil.net
Gündem

Erdoğan’ın Normalleşme Hamleleri: Strateji mi, İnanmışlık mı?

Türkiye'nin %60'ı Erdoğan'ın normalleşme hamlelerine olumlu bakıyor. Ancak bu "normalleşme" kavramı gerçekten ne anlama geliyor? İşte detaylar ve analizler...

Yöneylem tarafından yapılan bir araştırma, Türkiye halkının %60’ının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın normalleşme hamlelerine olumlu baktığını ortaya koydu. Ancak bu kavramın ardında yatan gerçekler ve bu normalleşmenin ne anlama geldiği üzerine çeşitli tartışmalar sürüyor.

Normalleşme Kavramının Çirkin Yüzü

Normalleşme, basit bir tanımla “normale dönme” anlamına gelse de, bu bağlamda farklı bir anlam taşıyor. Erdoğan’ın stratejik olarak otoriter tutumunu yumuşatması, kaybettiği zamanlarda gücünü yeniden kazanmak adına bir adım olarak görülüyor. Bu kavram, “ben otoriter bir liderim, güçsüzleştiğimde stratejik olarak normalleşir, güçlendiğimde tekrar baskıcı yöntemlere başvururum” şeklinde algılanıyor. Bu yaklaşım, halkı küçümseyen ve aşağılayan bir tutum olarak değerlendiriliyor.

Stratejik Hamleler ve İnsan Onuru

Erdoğan’ın mevcut hamlelerinin arkasında demokrasiye ve hukuka olan inançtan çok, stratejik zorunluluklar yatıyor. Bu durum, insan onurunu zedeleyen bir siyasi tercih olarak görülüyor. Yöneylem’in araştırmasında, Türkiye’nin %47’si bu yumuşamanın mümkün olmadığını belirtmiş. Bu durum, Erdoğan’ın seçim kazandıracak kadar yumuşama sağlayabileceği, ancak evrensel hukuka ve değerlere dönmesinin imkansız olduğu yönündeki görüşleri destekliyor. Erdoğan’ın şeriata dönmesi veya evrensel hukuka uygun hareket etmesi, partisi içinde büyük çatışmalara ve kopuşlara neden olabilir.

Erdoğan’ın Güçlülerin Hukuku

Erdoğan’ın mevcut durumunu koruyabilmesi için güçlülerin hukukunu uygulamak zorunda olduğu ifade ediliyor. Bu, halkın esir muamelesi gördüğü bir yönetim biçimini doğuruyor. Erdoğan’ın başka bir çıkış yolu veya alternatifi olmadığı, dolayısıyla hukuka ve demokrasiye dönüş umutlarının gerçekçi olmadığı vurgulanıyor. Bu noktada, Türkiye’nin ancak Erdoğan’dan tamamen kurtulması durumunda demokrasiye ve hukuka dönebileceği yönünde görüşler hakim.

Atanamayan Genel Başkanlar Problemi

Türkiye’de atanamayan genel başkanlar sorunu da dikkat çekiyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kongreyi kaybetmiş ve 80’ine merdiven dayamış olmasına rağmen bir ofis açarak siyasete devam etmeye çalışıyor. Aynı şekilde, İYİ Parti eski genel başkanı Meral Akşener de Erdoğan ile yaptığı görüşme sonrası Çankaya’da meclise yakın bir yerde ofis tutmuş. Bu ofisler, siyasette etkili olma çabalarının bir sembolü haline gelmiş durumda. Ancak, bu adımların ne kadar etkili olabileceği ve halkın güvenini yeniden kazanabilecekleri konusunda soru işaretleri bulunuyor.

Sonuç

Erdoğan’ın normalleşme hamleleri, stratejik zorunluluklar ve güç kazanma amacı taşıyan adımlar olarak değerlendiriliyor. Bu durum, halkın demokrasiye ve hukuka olan inancını zedeliyor. Türkiye’nin geleceği, ancak gerçek bir demokrasiye dönüş ve hukukun üstünlüğünün sağlanmasıyla şekillenebilir. Bunun için de mevcut siyasi figürlerin ve stratejilerin yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.

Başa dön tuşu