Dünya

Fukuşima’dan Okyanusa Radyoaktif Atık Suyu: Tepkiler ve Etkiler

Japonya, Fukuşima nükleer santralindeki radyoaktif atık suyu okyanusa boşaltmaya başladı. Bu karar, komşu ülkelerin ve çevre örgütlerinin tepkisine neden oldu. Bu makalede, bu konunun detaylarını ve etkilerini bulabilirsiniz.

Japonya, 2011 yılında meydana gelen deprem ve tsunaminin ardından ağır hasar gören Fukuşima nükleer santralinde biriken ve radyoaktif maddeler içeren bir milyon tondan fazla atık suyu Pasifik Okyanusu’na boşaltmaya başladı. Bu karar, bölgedeki komşu ülkelerin ve çevre örgütlerinin sert tepkisine neden oldu.

Japonya’nın Kararı Neden Tartışmalı?

Fukuşima nükleer santrali, 11 Mart 2011’de meydana gelen 9 büyüklüğündeki depremin tetiklediği dev dalgaların vurması sonucu elektrik kesintisi yaşamış ve soğutma sistemleri çalışmamıştı. Bu durum, santralin üç reaktöründe erimeye ve radyasyon sızıntısına yol açmıştı. Bu olay, Çernobil felaketinden sonra dünyanın en büyük ikinci nükleer kazası olarak tarihe geçmişti.

Kazanın ardından, santraldeki reaktörleri soğutmak için kullanılan suyun bir kısmı radyoaktif hale gelmişti. Japonya hükümeti, bu suyu tanklarda depolamaya başlamıştı. Ancak depolama alanının giderek azalması ve tankların bakım maliyetlerinin artması nedeniyle hükümet, bu suyu denize boşaltma kararı almıştı.

Japonya Başbakanı Fumio Kişida, 24 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, atık suyun boşaltılmasının santralin tamamen kapatılması için gerekli bir adım olduğunu söyledi. Kişida, suyun güvenlik standartlarını karşıladığını ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) onayını aldığını da belirtti.

Komşu Ülkeler ve Çevre Örgütleri Nasıl Tepki Gösterdi?

Japonya’nın kararı, Asya ve Pasifik bölgesindeki komşu ülkelerin ve çevre örgütlerinin endişe ve öfkesine neden oldu. Çin, Güney Kore, Tayvan ve Filipinler gibi ülkeler, kararın bölgesel güvenlik ve ekoloji üzerinde ciddi olumsuz etkileri olacağını savundu. Bu ülkeler, Japonya’yı bencilce ve sorumsuzca davranmakla suçladı.

Çin Dışişleri Bakanlığı, atık suyun boşaltılmasının hemen ardından yaptığı açıklamada, Japonya’nın kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini ve insanlara zarar verdiğini söyledi. Çin ayrıca, atık suyun boşaltılacağı bölgeden tüm deniz ürünleri ithalatını askıya aldığını duyurdu. Çinli yetkililer, kararın tüketicilerin sağlığını korumak için alındığını belirtti.

Güney Kore ise daha önce plana onay vermesine rağmen tepkisini dile getirdi. Güney Kore Dışişleri Bakanlığı, sürecin şeffaf ve bilimsel bir şekilde yürütülmesi çağrısında bulundu. Güney Kore ayrıca, UAEA’dan verilerin paylaşılmasını ve denetimlerin sıklaştırılmasını talep etti.

Çevre örgütleri de Japonya’nın kararına karşı çıktı. Greenpeace gibi bazı örgütler, atık suyun içindeki radyoaktif maddelerin filtrelenmesinin yetersiz olduğunu ve önümüzdeki yıllarda okyanusta yayılacağını iddia etti. Örgütler, bu durumun deniz yaşamı ve insan sağlığı için büyük bir tehdit oluşturacağını savundu.

Atık Suyun İçinde Neler Var?

Japonya hükümeti, atık suyun 60’tan fazla radyoaktif maddeyi arındırmak için bir filtreleme sistemi kullandığını söylüyor. Ancak suyun tamamen radyasyondan arındırılması mümkün değil. Çünkü suyun içinde hidrojen ve karbonun radyoaktif izotopları olan trityum ve karbon-14 bulunuyor. Bu maddeleri sudan ayırmak çok zor ve pahalı.

Uzmanlar, trityum ve karbon-14 gibi maddelerin çok düşük düzeyde radyasyon yaydıklarını ve büyük miktarlarda tüketilmedikçe sağlık açısından tehlike oluşturmadıklarını belirtiyor. Japonya hükümeti de atık suyun seyreltilerek boşaltılacağını ve radyasyon seviyesinin uluslararası standartlara uygun olacağını ifade ediyor.

UAEA ise Temmuz ayında yaptığı açıklamada, atık suların çevre ve insanlar üzerinde “ihmal edilebilir” bir etkiye sahip olacağını söyleyerek Japonya’nın planını destekledi. UAEA’dan gözlemciler, santralde sık sık denetim yapacak ve su ve balık numuneleri alacak.

Sonuç

Japonya, Fukuşima nükleer santralindeki radyoaktif atık suyu okyanusa boşaltmaya başladı. Bu karar, komşu ülkelerin ve çevre örgütlerinin tepkisine neden oldu. Japonya, suyun güvenli olduğunu ve UAEA’nın onayını aldığını savunuyor. Ancak bölgedeki balıkçılar da dahil olmak üzere pek çok kişi, bu kararın uzun vadede olumsuz sonuçlar doğuracağından endişe ediyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu