Ekonomi

PMI’lar potansiyel küresel ekonomik zayıflığa işaret ediyor

Son satın alma yöneticileri endeksleri (PMI’lar), küresel ekonomide yavaşlama eğiliminin devam ettiğini gösteriyor. Bu durumun muhtemelen Avrupa ve Kuzey Amerika’daki sıkı para politikası nedeniyle olduğu düşünülüyor. Bazı ülkelerde pandemi sonrası toparlanmanın ivmesinin azaldığı, bazılarında ise iç siyasi sorunların ekonomik faaliyetleri olumsuz etkilediği görülüyor.

Son zamanlarda yayınlanan satın alma yöneticileri endeksleri (PMI’lar), küresel ekonomide yavaşlama sinyalleri veriyor. PMI’lar, imalat ve hizmet sektörlerindeki faaliyetlerin gelecekteki yönünü ölçen ileriye dönük göstergelerdir. PMI’lar, üretim, yeni siparişler, ihracat siparişleri, istihdam, fiyatlandırma, boru hatları, stoklar ve duyarlılık gibi alt endekslerden oluşur. 50’nin üzerindeki bir değer, faaliyetlerde artış olduğunu gösterir. Değer ne kadar yüksek olursa büyüme o kadar hızlı olur.

Büyük ekonomilere ilişkin son PMI verileri, Ağustos ayında genel olarak yavaşlama eğilimi gösterdi. Bu durumun muhtemelen Avrupa ve Kuzey Amerika’daki sıkı para politikası nedeniyle ortaya çıktığı düşünülüyor. Sıkı para politikası, merkez bankalarının faiz oranlarını artırarak veya piyasadan para çekerek ekonomiyi soğutmaya çalışması anlamına gelir. Bu şekilde enflasyonu kontrol altında tutmayı ve finansal istikrarı sağlamayı amaçlar. Ancak sıkı para politikası aynı zamanda ekonomik büyümeyi de yavaşlatır.

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) PMI’lar Ağustos ayında kötüleşti. İmalat sektörü PMI’ı 50’nin altında kaldı ve hizmet sektörü PMI’ı da çok düşük bir seviyeye geriledi. Bu veriler, ABD ekonomisinin ikinci çeyrekteki güçlü büyümenin ardından üçüncü çeyrekte duraksadığını gösteriyor. Pandemi sonrası toparlanmanın ivmesinin azaldığı belirtiliyor. Ayrıca artan ücretlerin ve yüksek enerji maliyetlerinin hizmet sektöründe enflasyonu yüksek tuttuğu ifade ediliyor. Bu durum, Federal Rezerv’in (Fed) sıkı para politikasını sürdürmesine ve böylece ekonomiyi daha da yavaşlatmasına neden olabilir.

Avrupa’da ise Avro Bölgesi PMI’ları keskin bir şekilde düştü. İmalat sektörü PMI’ı 43,5’e gerileyerek faaliyetlerde hızlı bir daralmaya işaret etti. Hizmet sektörü PMI’ı da 47,9’a düşerek faaliyetlerde önemli bir daralmaya işaret etti ve 30 ayın en düşük seviyesini gördü. Bu veriler, Avro Bölgesi’nin yılın ilk yarısında resesyondan çıkmasına rağmen ikinci yarısında daha büyük zorluklarla karşılaşacağını gösteriyor. Önceki dönemde hizmet sektöründeki güçlülük imalat sektöründeki zayıflığı telafi ediyordu. Ancak artık bu durum değişti. Ayrıca kötüleşmeden büyük ölçüde Almanya ve Fransa’nın sorumlu olduğu, İspanya ve İtalya’nın ise daha hafif bir gerileme yaşadığı söyleniyor. Almanya yüksek enerji maliyetleri ve Çin’e zayıf ihracatla mücadele ederken, Fransa da hükümetin emeklilik reformlarına karşı çıkan protestolarla uğraşıyor.

Çin’de ise PMI’lar karışık bir tablo çizdi. İmalat sektörü PMI’ı iyileşerek 49,2’den 51,0’a yükseldi. Ancak hizmet sektörü PMI’ı 54,1’den 51,8’e düşerek çok yavaş bir büyümeyi işaret etti. Bu veriler, Çin ekonomisinin yurt içi talebin zayıflaması ve emlak sektöründeki sorunlar nedeniyle yavaşladığını gösteriyor.

Hindistan ise PMI’lar açısından parlak bir istisna oldu. Hizmet sektörü PMI’ı 61,0’a hafif bir düşüş gösterse de çok hızlı bir büyümeyi işaret etti. Hindistan dünyanın en hızlı büyüyen büyük ekonomisi olmaya devam ediyor.

Japonya’da ise PMI’lar nispeten istikrarlı kaldı. İmalat sektörü PMI’ı 49,6’da değişmeden kalırken, hizmet sektörü PMI’ı 53,8’den 54,3’e yükseldi. Bu veriler, Japonya ekonomisinin zayıflayan küresel ekonomiden etkilenen üretimdeki düşüşü güçlü iç taleple dengelediğini gösteriyor.

Sonuç olarak, son PMI verileri küresel ekonomide yavaşlama eğiliminin devam ettiğini gösteriyor. Bu durumun muhtemelen Avrupa ve Kuzey Amerika’daki sıkı para politikası nedeniyle olduğu düşünülüyor. Bazı ülkelerde pandemi sonrası toparlanmanın ivmesinin azaldığı, bazılarında ise iç siyasi sorunların ekonomik faaliyetleri olumsuz etkilediği görülüyor. Küresel ekonomik görünümün belirsizliği sürerken, PMI’lar önemli bir barometre olarak izlenmeye devam edecek.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu