google-site-verification=A87PosubcSTDO2a9r_X0e-JxuYINZDky1x0_DXmsMCc Siyasette Güç ve Makam Arzusu: Muhalefet Liderleri Neden Ekrem İmamoğlu’nu Desteklemiyor? - haberbil.net
Gündem

Siyasette Güç ve Makam Arzusu: Muhalefet Liderleri Neden Ekrem İmamoğlu’nu Desteklemiyor?

Siyasette güç ve makam arzusunun nasıl öncelik haline geldiğini, muhalefet liderlerinin bu yüzden Ekrem İmamoğlu’nu desteklemediklerini ve CHP’nin kimliksizleştiğini yazan bir makale.

Siyaset, insanların toplumsal hayatlarını düzenlemek için yaptıkları faaliyetlerin bütünü olarak tanımlanabilir. Siyaset, aynı zamanda insanların çıkarlarını, değerlerini, ideallerini ve hedeflerini gerçekleştirmek için kullandıkları bir araçtır. Siyasette başarılı olmak için ise güç ve makam sahibi olmak gerekmektedir.

Güç, başkalarının davranışlarını etkileme yeteneği; makam ise bu yeteneği kullanmak için sahip olunan resmi veya gayri resmi pozisyon olarak tanımlanabilir.

Siyasette güç ve makam sahibi olmak, pek çok avantaj sağlamaktadır. Güç ve makam sahibi olan siyasetçiler, toplumun gündemini belirleyebilir, karar alma süreçlerine katılabilir, kaynakları dağıtabilir, destekçilerini ödüllendirebilir, rakiplerini cezalandırabilir ve kendi vizyonlarını hayata geçirebilirler.

Bu avantajlar, siyasetçilerin güç ve makam arzusunu artırmakta ve onları bu arzularını korumak için her türlü yola başvurmaya itmektedir.

Siyasette güç ve makam arzusu, siyasetçilerin önceliklerini değiştirmekte ve onları partilerinin ve ülkenin çıkarlarından çok kendi çıkarlarına odaklanmaya yönlendirmektedir. Bu durum, siyasette etik, ahlak, ilke, vizyon, misyon gibi değerleri ikinci plana atmakta ve siyaseti kişisel ihtirasların alanı haline getirmektedir.

Siyasette güç ve makam arzusu, aynı zamanda siyasetin dinamizmini de bozmakta ve siyasi yenilenmeyi engellemektedir. Güç ve makam sahibi olan siyasetçiler, kendilerine rakip gördükleri veya tehdit algıladıkları kişileri tasfiye etmeye çalışmakta veya onları desteklememekte; böylece siyasi arenada yeni liderlerin ortaya çıkmasını önlemeye çalışmaktadırlar.

Türkiye’deki son cumhurbaşkanlığı seçimi ve sonrasında muhalefette yaşananlar, siyasette güç ve makam arzusunun bugünkü yansımalarından biridir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Ekrem İmamoğlu’nun adaylığı gündeme gelmiş; ancak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ekrem İmamoğlu’nu desteklememişlerdir.

Bu durumun arkasında yatan neden ise Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener’in Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı olması halinde partideki konumlarını kaybetme endişesi taşımalarıdır. Hem Kılıçdaroğlu hem de Akşener, Ekrem İmamoğlu’nun popülaritesinin kendilerinden daha fazla olduğunu bilmekte; ancak bunu kabullenememekte ve onu ünlü kesip Recep Tayyip Erdoğan’a seçim kazandırmaktadırlar.

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin genel başkanı olarak 12 kere seçim kaybetmesine rağmen koltuğunda oturmaya devam etmektedir. Kılıçdaroğlu, CHP’yi kimliksizleştirmiş, renksizleştirmiş ve AKP’ye benzemiştir. Kılıçdaroğlu, CHP’nin kurucu değerlerine ve ilkelerine aykırı olarak, siyasal islamcı, bölücü ve fetöcü isimleri partisine dahil etmiş; laiklik sorunu olmadığını söyleyerek tarikat ve cemaatlerle işbirliği yapmıştır.

Kılıçdaroğlu, CHP’nin tabanını ve seçmenini küstürmüş; partinin oyunu artıramamıştır. Kılıçdaroğlu, CHP’nin tapulu malı gibi gördüğü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı Ekrem İmamoğlu’na vermek istememiş; ancak baskılara dayanamayarak aday göstermek zorunda kalmıştır.

Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu’nun başarısını kendine mal etmeye çalışmış; ancak bunu başaramamıştır. Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığına aday olmasını engellemek için her türlü oyunu oynamış; ancak bunu da başaramamıştır.

Meral Akşener, İYİ Parti’nin genel başkanı olarak 2018’de kurduğu partiyi bir türlü istikrarlı bir çizgiye oturtamamıştır. Akşener, partisinin kimliğini belirleyememiş; milliyetçi, muhafazakar, liberal, sosyal demokrat gibi farklı eğilimleri bir arada tutmaya çalışmıştır.

Akşener, partisinin politikalarını netleştirememiş; AKP’ye muhalif olduğunu söyleyerek CHP ile ittifak yapmış; ancak sonra bu ittifaktan rahatsız olduğunu dile getirmiştir. Akşener, partisinin örgütlenmesini tamamlayamamış; parti içindeki çekişme ve ayrılıkları önleyememiştir.

Akşener, partisinin oyunu yükseltememiş; yerel seçimlerde büyük şehirlerde belediye başkanlığı kazanamamıştır. Akşener, Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığına aday olmasını istemediğini açıkça ifade etmiş; ancak bunun gerekçesini verememiştir.

Kısacası, Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener, siyasette güç ve makam arzusunun esiri olmuş; partilerinin ve ülkenin çıkarlarından çok kendi çıkarlarını düşünmüştür. Bu iki lider, Ekrem İmamoğlu’nu desteklemeyerek hem kendilerine hem de Türkiye’ye zarar vermiştir. Ekrem İmamoğlu ise siyasette güç ve makam arzusuna kapılmadan halka hizmet etmeye devam etmektedir. Ekrem İmamoğlu, siyasette yeni bir soluk, yeni bir umut ve yeni bir liderdir.

Başa dön tuşu