google-site-verification=A87PosubcSTDO2a9r_X0e-JxuYINZDky1x0_DXmsMCc Süleyman Soylu ve Ümit Özdağ arasında sular durulmuyor - haberbil.net
Gündem

Süleyman Soylu ve Ümit Özdağ arasında sular durulmuyor

Türkiye’de ekonomik, siyasi ve yargısal krizlerin derinleştiği bir dönemde, Süleyman Soylu ve Ümit Özdağ arasındaki gerilim, Kızılay skandalı, Ankara mafyası lideri ve eski Cumhuriyet Başsavcısı ile ilgili çarpıcı iddialar gündeme bomba gibi düştü. İşte detaylar…

Türkiye’de ekonomik, siyasi ve yargısal krizlerin derinleştiği bir dönemde, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özdağ arasındaki gerilim de gündemden düşmüyor. Soylu, Özdağ’ın kendisine yönelik eleştirilerine sert bir şekilde yanıt verdi ve “Bu adamın yüzüne tükürürüm” dedi. Özdağ ise Soylu’ya “Sen kimsin de bana tükürürsün?” diye karşılık verdi ve “Seni mahkemeye vereceğim” dedi.

Soylu ve Özdağ arasındaki tartışma, Özdağ’ın 20 Eylül 2023 tarihinde katıldığı bir televizyon programında Soylu’yu “mafya ile işbirliği yapmakla” suçlamasıyla başladı. Özdağ, Soylu’nun Ankara mafyasının lideri Ayhan Bora Kaplan ile görüştüğünü ve ona koruma tahsis ettiğini iddia etti. Özdağ, ayrıca Soylu’nun kendisini telefonla arayarak tehdit ettiğini de öne sürdü.

Soylu ise 22 Eylül 2023 tarihinde yaptığı basın toplantısında Özdağ’ın iddialarını yalanladı ve “Bu adam yalancıdır, iftiracıdır, şerefsizdir” dedi. Soylu, Özdağ’ın kendisini aradığını kabul etti ancak tehdit etmediğini söyledi. Soylu, ayrıca Özdağ’ın kendisine “Seninle görüşmek istiyorum” dediğini ancak kendisinin bunu reddettiğini belirtti.

Soylu ve Özdağ arasındaki atışma, 23 Eylül 2023 tarihinde de devam etti. Soylu, katıldığı bir radyo programında Özdağ’a yönelik sert sözlerini sürdürdü ve “Bu adamın yüzüne tükürürüm. Bu adam Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri Bakanına iftira atıyor. Bu adam Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri Bakanını mafya ile ilişkilendiriyor” dedi.

Özdağ ise sosyal medya hesabından Soylu’ya yanıt verdi ve “Sen kimsin de bana tükürürsün? Sen Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri Bakanısın ama senin görevin mafyayla mücadele etmektir, mafyayla işbirliği yapmak değildir” dedi. Özdağ, ayrıca Soylu’yu mahkemeye vereceğini duyurdu ve “Senin yüzüne ben tükürürüm” dedi.

Kızılay skandalında yeni gelişmeler

Türkiye’de Kızılay’ın et skandalı ile ilgili yeni gelişmeler yaşanıyor. Kızılay’ın Somali’den getirdiği etlerin çalındığı ve Bitlis’in Tatvan ilçesindeki bir otelde yemek yapıldığı iddiası gündeme bomba gibi düşmüştü. Otelin sahibinin AKP’nin Bitlis Milletvekili Cemal Taşar’ın kardeşi Battal Taşar olduğu ortaya çıkmıştı.

Bu iddiaları gündeme getiren gazeteci ise hapis cezasına çarptırıldı. Gazeteci, otelde yemek yapılan etleri görüntülediği için “iş yeri dokunulmazlığını ihlal” suçundan 10 ay hapis cezasına mahkum edildi. Gazetecinin avukatı, kararı temyiz edeceklerini açıkladı.

Kızılay ise skandal ile ilgili olarak müfettiş görevlendirdiğini duyurdu. Ancak müfettiş raporunun ne zaman açıklanacağı belli değil. Kızılay Başkanı Kerem Kınık ise konuyla ilgili olarak sessizliğini koruyor. Kınık, daha önce de AKP’ye oy vermenin farz olduğunu söyleyen Cübbeli Ahmet Hoca ile birlikte fotoğraf vermişti.

Ankara mafyasının lideri ile ilgili şok iddia

Ankara mafyasının lideri olarak bilinen Ayhan Bora Kaplan ile ilgili şok bir iddia ortaya atıldı. Kaplan hakkındaki iddianameyi 2019 yılında reddeden hakimin, MHP kontenjanından Yargıtay üyesi yapıldığı öğrenildi.

Kaplan, Ankara’da birçok suç örgütüne liderlik ettiği, uyuşturucu ticareti, silah kaçakçılığı, gasp, tehdit, adam öldürme gibi suçlara karıştığı iddia ediliyordu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Kaplan ve 18 kişi hakkında 2019 yılında iddianame hazırlamıştı. Ancak Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi, iddianameyi “delil yetersizliği” gerekçesiyle reddetmişti.

Reddedilen iddianameyi inceleyen gazeteci Murat Ağırel, hakimin MHP kontenjanından Yargıtay üyesi seçildiğini yazdı. Ağırel, hakimin MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın damadı olduğunu da belirtti. Ağırel, ayrıca Kaplan’ın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile görüştüğünü ve ona koruma verildiğini de iddia etti.

Eski Cumhuriyet Başsavcısı ile ilgili yeni iddia

Ankara eski Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman ile ilgili yeni bir iddia daha gündeme geldi. Kocaman’ın, bir cinayet soruşturmasında iktidar yanlısı bir zanlıyla gizli görüşme yaptığı ve talimata uymayan savcının sürgüne gönderildiği iddia edildi.

İddia, Cumhuriyet gazetesinden Barış Terkoğlu tarafından yazıldı. Terkoğlu, Ankara’da 2019 yılında işlenen bir cinayet soruşturmasında yaşanan skandal olayları anlattı. Terkoğlu’na göre, cinayetin faili olan zanlı, iktidar yanlısı bir iş adamının yeğeni idi. Zanlı, cinayeti işledikten sonra kaçmıştı.

Soruşturmayı yürüten savcının ise zanlının yakalanması için yoğun çaba sarf ettiği ancak engellendiği belirtildi. Savcının talebi üzerine zanlının telefonu dinlenmeye alınmıştı. Ancak telefon dinlemesinin sonuçları savcıya ulaştırılmamıştı. Savcı, bu durumu fark edince telefon dinlemesini yapan polisler hakkında soruşturma açmıştı.

Bu arada zanlı, Ankara’da bir otelde saklanıyordu. Otelin sahibi ise iktidar yanlısı bir iş adamının yakınıydı. Zanlı, otelde kaldığı süre boyunca birçok kez İçişleri Bakanlığı’ndan arandığını ve kendisine yardım edileceğini söylediğini iddia etti.

Savcının ısrarı üzerine zanlı nihayet yakalandı. Ancak zanlının ifadesi alınırken, Ankara eski Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman’ın da odaya girdiği ve zanlıyla gizli görüşme yaptığı ortaya çıktı. Kocaman’ın, zanlıya nasıl ifade vermesi gerektiğini söylediği ve savcıyı azarladığı iddia edildi.

Savcı, bu duruma itiraz etti ve soruşturmayı bıraktığını açıkladı. Savcının yerine başka bir savcı atandı. Ancak yeni savcının da Kocaman’ın talimatlarına uyduğu ve zanlının serbest bırakılmasına yol açtığı iddia edildi.

Soruşturmayı bırakan savcının ise sürgüne gönderildiği öğrenildi. Savcının, Kocaman’ın gizli görüşmesini kaydettiği ve bunu delil olarak sunacağı da iddia edildi.

Bu iddialar, Türkiye’de yargının siyasete ve saraya bağlı olduğu eleştirilerini yeniden alevlendirdi. Türkiye’de hukukun üstünlüğünün olmadığı, adaletin sağlanamadığı, kurumların itibarsızlaştığı ve devlet ciddiyetinin kaybolduğu yönünde geniş bir kamuoyu oluştu.

Sonuç

Türkiye’de ekonomik, siyasi ve yargısal krizlerin derinleştiği bir dönemde, yaşanan skandal olaylar ve iddialar ülkenin geleceği için büyük bir tehdit oluşturuyor. Türkiye’nin bu krizlerden kurtulması için hukuku egemen kılmak, kurumları güçlendirmek, demokrasiyi geliştirmek ve ekonomiyi düzeltmek gerekiyor. Ancak bunun için iktidarın değişmesi ve yeni bir siyasi vizyonun ortaya çıkması şart. Türkiye’nin aydınlık yarınları için umutlu olmak istiyoruz.

Başa dön tuşu