Türkiye’yi Bekleyen Büyük Akaryakıt Krizi: Seçimler Sonrası Fiyatlar Tarihi Zirvelere Ulaşabilir

31 Mart yerel seçimlerinin ardından Türkiye ve dünya genelinde akaryakıt krizinin kapıda olduğuna dair detaylı analiz. Enerji sektöründe yaşanan dönüşümler ve beklenen ekonomik etkiler üzerine kapsamlı bir bakış.

Türkiye ve dünyayı bekleyen büyük bir akaryakıt krizi, enerji piyasalarında alarm zillerini çalmaya başladı. 31 Mart yerel seçimlerinin ardından, enerji alanında dışa bağımlı ülkelerin başını çekeceği bu kriz, zayıflayan rafineri marjları ve artan karbon vergileri gibi faktörlerle tetikleniyor. Küresel rafinaj kapasitesinin önemli bir bölümü, bu gelişmeler ışığında ciddi bir risk altında. Avrupa ve Çin, azalan talep ve çevresel düzenlemelerin etkisiyle en büyük kapanma riskiyle karşı karşıya bulunuyor. Özellikle elektrikli araçların ve biyoyakıtların yükselişi, sektördeki dönüşümü hızlandırarak, geniş çaplı rafineri kapanmalarına yol açabilir.

Türkiye, petrol krizinin başlamasıyla birlikte, zaten yüksek olan akaryakıt fiyatlarının tarihte eşi benzeri görülmemiş seviyelere ulaşmasının eşiğinde. Benzin ve motorin fiyatlarının yanı sıra, ABD doları kurunun yükselmesi de fiyatlar üzerinde baskı oluşturuyor. Bu durum, Türkiye’de benzin ve motorin fiyatlarının 70 TL’nin üzerine çıkabileceğini işaret ediyor. Peki, bu beklenen petrol krizinin arkasında yatan sebepler nelerdir?

Enerji analizi şirketi Wood Mackenzie’nin raporuna göre, talebin azalmasıyla birlikte rafineri marjlarının zayıflaması, küresel rafinaj kapasitesinin yüzde yirmiden fazlasını kapanma riskiyle karşı karşıya bırakıyor. Karbon vergileri de birçok rafineri için ek yük teşkil edebilir. 2030 yılında beklenen net nakit marjlarına dayanarak, incelenen 465 rafineri tesisinden 121’inin belirli bir kapanma riski altında olduğu belirlendi. Bu durum, günlük toplam 20,2 milyon varillik bir rafineri kapasitesini, yani geçen yılın küresel kapasitesinin %21,6’sını riske atıyor.

Avrupa ve Çin’deki rafineriler, kötüleşen ekonomik koşullar nedeniyle daha yüksek kapanma riskiyle karşı karşıya. Avrupa rafinerileri özellikle, karbon emisyonlarına yönelik ücretsiz tahsisatların kaldırılmasıyla 2030’dan itibaren net nakit marjlarında düşüş yaşayacak. Gelişmiş ülkelerde ulaşım yakıtı talebinin düşmesi beklenirken, Çin 2027 yılına kadar likit yakıt talebinin zirveye ulaşacağı ve ardından düşüşe geçeceği öngörülüyor. OECD üyesi olmayan ülkeler, 2030 sonrası da talep artışının tadını çıkaracak olsalar da, küresel talebin düşüşü rafinerileri de etkileyecek.

Bu krizin etkileri, sadece rafineri kapanmalarıyla sınırlı kalmayacak. Afrika’nın en büyük rafinerisi olan Dangote Rafinerisi’nin faaliyete geçmesi, Avrupa’nın Nijerya ile olan akaryakıt ihracatı ticaret hacminin düşmesine yol açabilir. Günde 650.000 varil işleme kapasitesine sahip Dangote Rafinerisi, Nijerya’nın tüm rafine edilmiş petrol ürünlerine olan talebini karşılaması ve ayrıca ihraç edilecek ürünlerle fazlaya sahip olması bekleniyor.

Petrol devleri, Avrupa’daki petrol rafinerilerinin yakında biyoyakıt üretim tesislerine dönüştürülerek kapatılacağını duyurdu. Bu dönüşümler, sektördeki değişimleri ve gelecekteki enerji stratejilerini daha da belirginleştiriyor. Türkiye ve dünya genelinde enerji sektörünü bekleyen bu büyük akaryakıt krizi, hem tüketiciler hem de ekonomiler için ciddi zorluklar ve değişimler getirecek. Bu dönüşüm sürecinde, yenilenebilir enerji kaynaklarına ve sürdürülebilir ulaşım çözümlerine olan yatırımların hız kazanması bekleniyor.

Exit mobile version